



Kılıç, projenin sadece bir inşaat faaliyeti olmadığını, şehrin ruhuna müdahale edildiğini savundu. Özellikle 1325 tarihli Orhan Gazi Camii'nin silüetine dikkat çeken Kılıç; "Adapazarı'nı Türk ve İslam şehri yapan Orhan Gazi'nin emaneti olan bu mukaddes yapının, devasa binalarla gölgelenmesi büyük bir saygısızlıktır. Bu proje, tarihimize ve maneviyatımıza vurulan bir darbedir," ifadelerini kullandı.
Modern şehircilik ilkelerinin hiçe sayıldığını belirten İsmail Kılıç, 400 yıllık geçmişiyle şehrin ticaret merkezi olan Uzun Çarşı için farklı bir vizyon ortaya koydu:
Regresyon Alanı Önerisi: Ada Hayat arazisinin rant odaklı bir yapılaşma yerine, Uzun Çarşı'nın tarihi dokusunu tamamlayacak bir rekreasyon ve nefes alma alanı olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Markalaşma Vurgusu: "Beton yığınları yerine Uzun Çarşı'yı dünya markası yapacak çalışmalar yapılmalıydı. Şehrin merkezine AVM dikmek, akıl ve bilimle bağdaşmaz," dedi.
Projenin estetikten uzak olduğunu savunan Kılıç, gelinen noktayı şu sözlerle özetledi:
"Gudubet bir şekilde kentin kalbine saplanan bu rant beton yığını ortadadır. Orhan Gazi'nin yüksek şahsiyetine ve aziz hatırasına saygısızlık yapanların durumu da tarih önünde bellidir. Yanlıştan dönmek erdemdir."
Açıklamasını manevi bir vurguyla sonlandıran İsmail Kılıç, her ne kadar inşaat yükselse de halkın ve tarihin vicdanındaki yargının değişmeyeceğini hatırlatarak; "Unutulmasın ki; kaderin üstünde de bir kader vardır," mesajını verdi.



