Gelin, Sakarya'nın o meşhur komşuluk, akrabalık ve aile bağlarıyla övündüğümüz sokaklarına bir de bu pencereden bakalım.
21 Bin 961 Hane, 21 Bin 961 Yalnızlık
Şehrimizde tam 21 bin 961 yaşlımız, dört duvar arasında tek başına akşam güneşinin batışını izliyor. Bu, Sakarya'daki her 5 yaşlı hanesinden birinin kapısının ardında sadece sessizlik olduğu anlamına geliyor. Daha da acısı, bu yalnızlığın bir kadın çehresine sahip olması. Sakarya'da yalnız yaşayan yaşlıların yüzde 71,2'si kadın. Ömrünü evlatlarına, eşine, toprağına adamış binlerce annemiz, bugün bir kapı tıkırtısına, bir "nasılsın" telefonuna hasret...
Alt Kat-Üst Kat Mesafesi
Verilerde beni en çok düşündüren, hatta canımı yakan nokta şu oldu: Yaşlılarımızın yüzde 44,4'ü çocuklarıyla aynı binada yaşıyor. Bir nefes kadar yakınız ama bir ömür kadar uzağız. Aynı çatının altında, farklı dairelerde, "bağımsız yaşam" adı altında meşrulaştırdığımız bir kopuş bu. Alt katta tenceresi tek kişilik kaynayan bir anne, üst katta hayatın telaşına kapılmış bir evlat... Mesafe fiziksel değil, mesafe ruhsal.
2100 Yılına Doğru: Kim Bakacak Bize?
Projeksiyonlar korkutucu. Eğer böyle devam edersek, 2100 yılında Sakarya'nın üçte biri yaşlı olacak. Doğurganlık hızı düşmeye devam ederse, bu şehir bir "dev huzurevine" dönüşebilir. Bugün bu 21 bin yaşlıya sosyal politika üretemezsek, yarın kendi yalnızlığımızda boğulacağız.
Bir Çağrım Var!
Buradan yerel yöneticilerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza ve en önemlisi komşularımıza sesleniyorum. Sakarya'da yaşlanmak, kimsesizleşmek olmamalı. Sadece bayramlarda hatırlanan değil, her gün varlığı hissedilen bir sosyal takip sistemini bu şehirde kurmak zorundayız.
Unutmayın; o 21 bin 961 haneden biri, yarın sizin haneniz olabilir.
Sessiz çığlıkları duymak için kulak değil, yürek gerekir. Sakarya'nın yüreği hala atıyor mu, hep birlikte göreceğiz.